Güven, insan ilişkilerinin temel taşıdır. Sosyal yaşamımızı, iş dünyasını ve toplumsal yapıları şekillendiren en önemli unsurlardan biri olarak, dijital çağda nasıl ölçeklenebileceği büyük bir soru işareti. Dijital etkileşimin hızla arttığı bir dünyada, güvenin bireysel ilişkilerimizin ötesine nasıl taşınabileceği kritik bir mesele olarak karşımızda duruyor.
Örneğin, bir konferansta yeni biriyle tanıştığınızı düşünün. Bu etkileşim sadece yüzeysel bir sohbetten ibaret değildir. Aksine, bu tür buluşmalar, iki kişi arasında güvenin ilk tohumlarının ekildiği anlar olarak değerlendirilebilir. Konferanslar, buluşmalar, çevrimiçi sohbet grupları gibi ortamlar, daha önce bağlantısı olmayan insanları bir araya getirerek bu güven ilişkilerini başlatır ve güçlendirir.
Bu tür güven inşa süreçlerinin değeri göz ardı edilemez. Yeni bir iş ortağı, arkadaş, çalışan veya yatırımcı bulmanızın kapısını açabilir. Lâkin buradaki temel sorun, güvenin doğal sınırlarıdır.
Güven ölçeklenebilir mi?
Güven, doğası gereği ölçeklenemeyen bir olgudur. İnsan biyolojisinin getirdiği kısıtlamalar nedeniyle, güven inşa etmek zaman alır ve güven ağlarımız Dunbar sayısı gibi sınırlamalarla çevrilidir. Dunbar sayısı, bir insanın sosyal olarak etkin bir şekilde ilişki kurabileceği kişi sayısının 150 civarında olduğunu öne süren bir teoridir. Dijitalleşen dünyada yüz milyonlarca insan birbirine bağlanırken, güven inşasının hâlâ biyolojik sınırlara tabi olması büyük bir sorun teşkil ediyor.
Güvenin piyasalaştırılması ve finansal piyasaların ötesinde bir değer yaratmak
Güven, aslında arz ve talebin buluştuğu her alanda önemli bir faktördür. Geleneksel finans piyasalarında piyasa yapıcılar (market makers), alım-satım emirlerini dengeleyerek likiditeyi sağlar ve piyasaların sorunsuz işlemesine yardımcı olur. Uniswap gibi otomatik piyasa yapıcıları (AMM) akıllı kontratlar sayesinde finansal piyasalar için büyük bir değer yaratıyor.
Peki, aynı model iş fırsatları ve profesyonel ilişkiler gibi daha soyut konulara uygulanabilir mi? Mevcut sistemde bu oldukça zor çünkü güven hızla ölçeklenebilen bir şey değil. Öte yandan blok zincir tabanlı itibar sistemleri bu sorunu çözebilir.
Zincir üzerinde güveni ölçeklendirmek
Onchain itibar (zincir üzerinde itibar), güveni yayabilecek, kanıtlanabilir, değiştirilemez ve doğrulanabilir bir kimlik sistemine dayanıyor. Blok zincir teknolojisi ile bireylerin bilgileri, geçmişleri, yetkinlikleri ve ilişkileri şeffaf bir şekilde kayıt altına alınabilir.
Böyle bir sistemde, bir kişinin güvenilirliği şu faktörlere dayanarak ölçülebilir:
- Sahip olduğu beceriler ve deneyimler
- Çalıştığı şirketler ve tamamladığı projeler
- Satın aldığı ürünler ve ödeme geçmişi
- Tanıdığı ve güven duyduğu kişiler
- Kendi güvenilirliği üzerine aldığı geri bildirimler
Aslında bu maceraya pek sıfırdan da başlamıyoruz. Günümüzde de Web2 ekosisteminde belirli bir itibar geçmişimiz var:
- LinkedIn ve Fiverr gibi platformlardaki iş profillerimiz
- X (Twitter) ve Instagram gibi sosyal ağlardaki takipçilerimiz
- Starbucks gibi markalardan kazandığımız sadakat puanları
- Uber’deki sürücü veya yolcu puanlarımız
Bütün bu veriler Web2’de parçalanarak dağılmış durumda ve merkezi platformlar tarafından kontrol ediliyor. Web3 dünyasına geçişte en büyük zorluk, bu verileri merkezi olmayan bir yapıya taşımak ve zincir üzerinde güvenilir hale getirmek. İşte burada sıfır bilgi kanıtları (zkTLS) gibi teknolojiler devreye girerek Web2 verilerinin Web3 ekosistemine güvenli bir şekilde aktarılmasını sağlayabilir.
Bu sistemler başarıyla çalıştığında, onchain itibarımız şu fırsatları yaratabilir:
- Kişiselleştirilmiş ödüller: Kullanıcılar, zincir üzerindeki itibarlarına bağlı olarak özel indirimler ve teklifler alabilir.
- Veri monetizasyonu: Kullanıcılar, kendi ürettikleri verileri DataDAO’lar aracılığıyla ekonomik bir değere dönüştürebilir.
- Yeni iş fırsatları: Doğrudan ve dolaylı güven ilişkilerine dayalı analizlerle, kimlerin birbiriyle etkileşime girmesi gerektiği belirlenebilir.
Yapay zekâ çağında güvenin yeniden tanımlanması
Günümüz dünyasında yapay zekâ ajanları giderek daha fazla karar almamıza yardımcı oluyor olsa da bu süreçte insanlar, güvenilir referans noktalarına ihtiyaç duyuyor. Onchain itibarı, doğrulanabilir ve ölçeklenebilir bir güven mekanizması sunarak bu ihtiyacı karşılama kapasitesine sahip.
Yapay zekâ ile giderek daha fazla etkileşim kurduğumuz bir gelecekte, insanlar kime güvenmeleri gerektiğini belirlemek için zincir üzerindeki güven mekanizmalarına başvurabilir. Örneğin:
- Bir e-ticaret sitesinde yeni bir satıcıdan alışveriş yapmadan önce, zincir üzerindeki itibarını kontrol edebiliriz.
- Bir serbest çalışan (freelancer) işe alırken, onun önceki müşterilerle olan etkileşimlerini doğrulayabiliriz.
- Yeni bir yatırım fırsatı değerlendirirken, projenin geçmiş performansını ve güvenilirliğini blok zincir verileriyle analiz edebiliriz.
Her şey zincir üzerinde mi olacak?
Gelecek kaçınılmaz olarak onchain olacak, bu bir gerçek. Tokenize edilebilen her şey, sonunda tokenize edilecek. Onchain itibarı sadece güvenin ölçeklenmesini sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda insan etkileşimleri ve değer yaratımı için tamamen yeni bir alanın kapılarını açacak.
Yine de bu süreçte bazı önemli soruların yanıtlanması gerekiyor:
- Şeffaflık ile gizlilik arasındaki denge nasıl korunacak?
- Yeni güven mekanizmalarına erişimin adil olmasını nasıl sağlayacağız?
- Merkezi olmayan yapılar, kötüye kullanımları nasıl engelleyebilir?
Bu yeni güven altyapısını inşa ederken, bu sorularla yüzleşmemiz kaçınılmaz. Onchain itibarı yalnızca bir teknoloji değil, aynı zamanda dijital çağda insan etkileşimlerini yeniden kurgulama fırsatıdır.
Geleceğin güveni zincir üzerinde inşa edilecek ve bu süreci şekillendirmek bizim elimizde.